Eşimi Seviyor muyum?

Popüler Haber

  /   274   /   17 Mayıs 2018, Perşembe

 Yazdır

  

Aile hayatı sevgi ile yol alır! Çünkü insanların duygularını doyuran şey sevildiğini, değer verildiğini bilmesidir. Aile hayatında sevgi ve huzurun kaynağı ise kadındır. Sevgi kaynağı olan kadının sevgisini taşıdığı kanalları ise ilgi, nezaket, hürmet, yumuşak huyluluk ve tevazudur. Bu kanalları kurumuş olan bir sevgi, emeksiz ve ispatsız olduğundan ve de bağlayıcılığı kalmadığından doyurucu değildir. Kadın, sevginin ve şefkatin temsilcisi iken erkek, otoritenin ve gücün temsilcisidir.

İnsanın kişilik gelişimi, Rabbinin onu ne kadar değer verip sevdiğini idrak etmesi sonucunda gelişip kıvam bulur. Allah’ın kuluna değer vermesi; terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, himaye eden, hükmeden bir Rab olmasındandır. Çünkü kuluna “eşrefi mahlûk” yani mahlûkatın içinde en şereflisi olan demiştir. Kendisine verilen bu yüce makamın farkına varan kulun kalbi; Allah’ın kendisini sevdiği, kendisi ile ilgilendiği, kendisini önemsediği düşünceleri ile huzura kavuşup şahsiyet olma yolunda ilerler. 

Peki, Allah’ın kuluna olan sevgisi (haşa) sadece söylemden ibaret mi kalıyor? Gelin biraz Allah’ın sevgisinin ilgiye dönüşmesinden bahsedelim. 

Mevsimleri değiştirip bizlere her mevsim farklı bir atmosfer yaşatması, yediklerimizden usanmayalım diye mevsime özel gıdalarla beslemesi, güneşe doğma ve batma emri vererek bizlere ve bize hizmet için yaratılan hayvan ve bitkilere gerekli olan ışık ve ısıyı göndermesi, tüm mahlûkatın hayat kaynağı ve kirlerin arıtıcısı olarak suyu yaratması ve daha sayamayacağımız yönlerden Rabbimiz, bizimle ilgileniyor. Bu ilgi, O’nun bize verdiği değerin ve sevginin neticesidir. İşte bunun bilincinde olmayan insan, huzuru yakalayamaz. Modern sistemler, insanın Allah’la bağını kopartıp onun kendisini değersiz hissetmesini sağlıyor. 

Kendisinin Rabbi tarafından değer gördüğünün ve sevildiğinin bilincinde olmayan insan yalnızlaşıyor, ruhu aç kalıyor ve hayatı anlamsızlaşıyor. Böylece psikolojik hastalıkların pençesine yakalanıyor. 

Sistemler, ruhu aç kalan insanın kalbini şehvete, mala, mülke adıyorlar. İnsanın ruhu onunla da doymayıp intiharın eşiğine ulaşıyor. 

Allah’ın Resulü (SAV), “Bir anlık tefekkür, geceyi ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır” buyurmuşlardır. 

Tefekkür eden kul; Allah’ın kendisi üzerindeki elini, ilgisini ve değerini görür. Kalbi, ruhu, aklı o sevgiye yönelip gerçek huzura erer. Kendisine değer verene yakınlaşır. O’nda kendini bulur. 

Gelin insanlığı Vedud olan Allah’ın sevgisinden haberdar edelim! Bir ateş çukurunun önünde olup kaymak üzere olan, kimliğini kaybetmiş olan insanlara elimizi uzatalım. Açlığını çektikleri Rableri tarafından önemsenme, ciddiye alınma, ilgilenilme duygularını yaşamalarını sağlayalım. Yalancı sevgilerde huzuru aramaya çalışanlara ilaç olalım. Bu bilince kavuşturacağımız her kadın, kendi ailesindekilerin kurtuluşuna vesile olacaktır. Toplumsal huzur ancak evlerin ıslahı ile mümkündür. Toplumun anası da kadındır. 

Şimdi gelelim ailemiz içinde birbirimizi ne kadar ve nasıl sevdiğimize. 

Rabbimiz Rum Suresi’nin 21’inci ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Kendilerinde sükûnet ve huzur bulmanız için kendi nefislerinizden size eşler yaratması ve aranıza bir sevgi ve muhabbet koyması da O’nun (kudretinin) işaretlerindendir. Şüphesiz bunda da bilenler için mutlaka dersler vardır.” 

Aile hayatı sevgi ile yol alır! Çünkü insanların duygularını doyuran şey sevildiğini, değer verildiğini bilmesidir. Aile hayatında sevgi ve huzurun kaynağı ise kadındır. Sevgi kaynağı olan kadının sevgisini taşıdığı kanalları ise ilgi, nezaket, hürmet, yumuşak huyluluk ve tevazudur. Bu kanalları kurumuş olan bir sevgi, emeksiz ve ispatsız olduğundan ve de bağlayıcılığı kalmadığından doyurucu değildir. Kadın, sevginin ve şefkatin temsilcisi iken erkek, otoritenin ve gücün temsilcisidir. 

Bir kadının sevgi kanalları erkeğinki ile bir değildir. Erkeğin fıtratında, kadındaki incelikler mevcut değildir. Onun sevgi kanalları evine ve çocuklarına bakmak, ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak, himaye etmek, yönetmek, bazen hal hatır sormak, bazen bir çocuk gibi ev ahalisi ile şakalaşmaktır. Çünkü bu onun fıtratı gereğidir. Birçok kadın bu konuda yanılgıya düşüp kocasını kendisi gibi olmaya, olayları kendisi gibi düşünüp idrak etmeye zorlamaktadır. Onu fıtratında olmayan davranışlara zorlamak kadınlaştırmaya çalışmaktır. Erkeğin fıtratının kadındaki huzura ve ilgiye ihtiyacı varken kadının fıtratının da erkekteki otoriteye, onun tarafından yönetilmeye ihtiyacı vardır. Maalesef yanlış yönlendirmelerle kadın fıtratının yönlendirilme ihtiyacı kocasının otoritesi ile çatışmakta, onu önünde bir engel olarak görmektedir. Hâlbuki bu, erkeğin fıtratında var olan ve sonradan kazanılmamış bir özelliktir. 

Kadın ilgisini eşine ve çocuklarına gösterirken hesap kitap yapmamalı ve şartlara bağlamamalıdır. Şunu unutmayalım ki biz Rabbimizi unuttuğumuz, O’ndan gafil olduğumuz, O’nu anmadığımız zaman dahi bizden ilgisini kesmiyor. Bizi yalnızlığa terk etmiyor. Vedud olan Allah, sevgisini şartlara bağlamıyor. Biz nankör çıktığımız halde bizden suyunu, ışığını, gıdasını kesmiyor. 

Evet, ana rahmine düşmeden daha tek bir hücre iken bize sahip çıkan Allah, O’na karşı nankör çıksak bile bizi bize terk etmiyor. Yine ilgilenmeye, değer vermeye devam ediyor. Biz ise eşimize olan ilgimizi şartlara bağlıyoruz. Hata yaptıklarında intikam zırhına kuşanıp bizi kadın ve huzur kaynağı kılan neyimiz varsa onları eşimizden mahrum ediyoruz. Daha sonra böyle davranmayı alışkanlık haline getirip fıtratımızdaki tüm güzelliklerin üzerini örtmüş oluyoruz. Ortada kendisini çekici kılan tüm güzel hasletlerini yitirmiş bir kadın kalıyor. Hâlbuki kadın evin güneşi, erkek ise o güneşten aldığı ışıkla gözüne fer gelen, güneşin ısısı ile de kalbi ısınıp huzur bulandır. 

Birçok erkek, “Ben hanımımı seviyorum; o çok temiz, çok fedakâr, çocuklarına düşkün bir kadındır! Fakat bana sevgili olamıyor” görüşündeler. Yani ruhları sevgi, ilgi ve değer görmekten uzak kalmış. Çok iyi olmak, güzel olmak, boylu-poslu olmak, çok güzel yemek yapmak, çok temiz olmak bir artı puandır fakat ruhu doyurmaya yeterli gelmiyor. Ruh her şeyi elde etmekle değil, sevgi ve değer görmekle doyuyor. Erkeklerin ikinci bir evliliği istemesinin en birinci nedeni kadının sevgi kaynaklarını kurutmasıdır. Bazen kocası ikinci evliliği yapan veya kendisini aldatan kadınlar, diğer kadın için “Benim ondan ne eksiğim vardı? Ne benim gibi temiz, ne yemek yapmasını biliyor, ne de benim kadar güzel” diyorlar. (Yanlış anlaşılmasın amacım ikinci evliliğe teşvik değil.) 

Yine “Ben eşimi çok seviyorum. Fakat sevgimi ifade edemiyorum” tavrı çok yanlış bir tavırdır. Bu, fıtratta var olan güzel hasletlerin üzerini örtmektir. 

Batı memleketlerinde aile diye bir şey kalmamış, insanlar “evlilik aşkı öldürüyor” diyorlar. Çünkü bencilliğin hüküm sürdüğü ailede cinsellikten öte bir bağ yok. Şimdi de kadındaki tüm güzellikleri ondan çalmaya çalışan batı, o kirli ellerini İslam toplumlarına uzatmış. Tüm güçleriyle ailelerdeki sorumluluk bilincini çalıp parçalama peşindeler. 

Kadınların zihinlerine erkekleşmeyi, her şeyin hesabını sormayı, kendi zevkleri için yaşamayı dayatıyorlar. Kadının fıtratındaki güzel olguları kölelik olarak lanse edip kalbine müdahale ediyorlar. Bizler onların hedeflerini boşa çıkartmalı ve zihni bulandırılmış kadınları kurtarmaya bakmalıyız. 

Şimdi kendimize bir soralım! Bizler, eşimizi ve çocuklarımızı kalbimizle mi seviyoruz yoksa aklımızla mı? 

Sevginin yeri akıl değil, kalptir. Aklıyla sevmeye çalışan insanın önüne akıl, devamlı karşı tarafın olumsuzluklarını ve eksiklerini getirir. Bu düşünceler ilgiyi kaybettirip nezaketli davranmanın ve değer vermenin önüne geçer. Kadın bu defa “o sana sürekli aynı hatayı yapıyor, eğer ilgi gösterirsen hatasını fark ettiremezsin, hem senin ilgini hak etmiyor ki” gibi düşüncelere kapılır. Suizanların pençesine düşer, buğzu ahlak haline getirir.

Kalbi ile seven kadın, yanlışlarından dolayı kocasına kin güdeceğine onun bu zafiyeti için Allah’a dua eder. Kendi nefsini müdafaanın derdine düşmez. Ondan şefkatini ve ilgisini esirgeyip daha fazla yalnızlığa, bunalıma, ahlaksızlığa teşvik etmez. Kendisini karşılıksız seven, önemseyen, bunca hatasına rağmen bir takım iyilikleri ile hatalarını örten Rabbinden utanır. Onun yanlışlarını güzellikleri ile kapatır. Kendisini hesap sorucu bir pozisyona düşürmez.

Allah; yarattığı, her şeyi ile sahip olduğu kuluna dahi ilgisini yanlışlarından dolayı kesmeyip onun düzelmesini temenni ediyor. Kulunu doğru yola sevk edecek işaret levhalarını her tarafa yerleştirmesi, doğru yoldan çıkmaması için yolun iki tarafını da barikatlarla döşemesi, kulu barikatları aşmaya meyledince kalbine yerleştirdiği vicdan alarmının çalması O’nun sevgisinin birer göstergesidir. 

Bizler eşimizin üzerinde ne kadar hak sahibiyiz ki bir takım hataları yüzünden ihtiyacı olan nezaketten, ilgiden, hürmetten onu mahrum ediyoruz? 

Acaba çocuklarımızı nasıl seviyoruz? 

Sevgimizin semereleri çeşit çeşit kıyafetler, en proteinli gıdalar, en kaliteli çanta ve ayakkabılar mı? Bunlar çocuğun daha fazla nefsini azgınlaştıracak, onu keyfinin kölesi yapacak, şükürsüzleştirip tatminsizleştirecek şeylerdir. Anne, her zaman çocuğundan bir takım şeyleri eksik bırakmalı, her istediğinde para vermemelidir. Anne, çocuğunun nefsini eşya, yiyecek yönünden aç bırakırsa çocuğa hiç bir şey olmaz ve onu hayata daha kanaatkâr hazırlamış olur. Ama onun ruhunu ilgi, anlayış ve nezaketten mahrum ederse işte o çocuğu hiçbir şekilde memnun edemez. Ne giydikleri ne de yedikleri çocuğa huzur verir. Çünkü ruhu aç kalmıştır. Çocuğun kişilik gelişimi, annesinin ona olan ilgisine bağlıdır. 

İlgiden yoksun yetişen çocuk, ergenlik döneminden sonra katı kalpli, merhametsiz, saygısız, isyankâr bir çocuk halini alır. Ruhundaki açlığı kötü alışkanlıklarda arar. Anne, onu sakinleştirip ruhunu okşayan kilit noktadır. Çocuk sevginin semeresi olan ilgiyi, kaale alınmayı, anne tarafından dinlenilmeyi, sevinçlerinin ve kederlerinin annesi tarafından hissedilmesini ister. 

Gelin şu fani dünyada hayatımızın tadını kaçırmayalım! Eşimizi ve evlatlarımızı yumuşak huyluluktan, nezaket ve ilgiden mahrum etmeyelim. 

  

Yorumlar