Evlilik Hayatımızda Değişim!

Popüler Haber

  /   267   /   18 Mayıs 2018, Cuma

 Yazdır

  

Müsait bir zamanı kollayıp, samimi bir şekilde eşimizden yana olan sıkıntıları ve bunun aile hayatımıza, çocuklarımıza olan etkilerini konuşmalıyız. Değişim için acele etmemeliyiz!

“Asla kendimden ödün verip değişmeyi düşünmüyorum. Eşim beni olduğum gibi kabullenmek zorundadır. Sorunlarımızın düzelmesi için o kendini düzeltsin!” 

“Yanlışlarımın farkındayım. Fakat asla kendimi değiştirebileceğime inanmıyorum. Yanlışlarım bir kere oturmuş. Ne yaparsam yapayım, nafile!” 

“Değiştirmem gereken davranışlarımın olduğunun ben de farkındayım, bunu ben de kabul ediyorum ve kendimi değiştirmeyi çok istiyorum, ama nasıl?” 

…diyenler varsa bu yazımıza odaklansınlar. İnşallah faydasını göreceklerdir. 

Allah’ın Resulü (sav); “İman eskir. La ilahe illallah Muhammedurresululah, deyip imanınızı yenileyiniz” buyurmuşlardır. 

Tıpkı iman gibi, çeşitli sorunlarla evlilik hayatı da eskir, pörsür ve yıpranır. Söylenen ağır sözler ve yapılan yanlış davranışların görüntüsü devamlı hafıza ekranına düşünce; eş, evlat, anne ve baba artık birbirlerine itici gelmeye başlar. İnsanların birbiri ile muhabbet isteği kalmaz, tahammül azalır, bakışlar bile sertleşir. Sözler anlamını yitirdiğinden laflar artık dokunaklı hale gelmeye başlar. 

Bu duruma gelmiş olan evliliklerin hemen onarılmaya ve yeni başlangıçlar yapmaya ihtiyaçları vardır. Bunun için karşı tarafı zıvanadan çıkartacak davranışlarını tespit etmeye çalışmalıdırlar. Eğer “Ben böyle kalmaya devam edeceğim” deniliyorsa; birbirlerini ayakaltı ederek kahırla geçen bir ömrün kime ne faydası olacak? Kimsenin kimseye itibar etmediği bir aile hayatında yetişen evlatlar, saygıyı, nezaketi, sevginin her şeye galip gelebileceğini nasıl öğrenecekler? 

Eşi ile sorunlu olan bayanların ağızlarından en çok duyduğumuz şey, eşinin kendi fikirlerini önemsememesi, sözlerine itibar etmemesi ve kendisine değer vermemesi oluyor. Belki eşlerini de dinlemiş olsak “Hanımım bana karşı çok saygısız, benimle yeterince ilgilenmiyor ve sözlerimi dikkate almıyor” diyecek. Bu durum gösteriyor ki aile hayatı çok büyük yaralar almış. Aileyi yıkmayı hedefleyen modern sistemler aileden nezaketi, merhameti, yapıcı olmayı, eşinin eksikliklerini tamamlama düşüncesini çalmış. Huzur ise arka kapıdan kaçıvermiş. Fertler bir komşunun çocuğuna itibar ettikleri kadar kendi eşlerine itibar edemez hale gelmişler. 

Aslında insanlar gün geçtikçe Allah’ın kendilerine verdiği aile nimetini unutup, hor kullanır hale geldiler. Vakitlerini arkadaşlarıyla huzur içinde saatlerce geçiren insanlar, evlerinde eşleri ve çocuklarıyla 10 dakikalarını huzurla geçiremiyorlar. 

Eşler, kendilerinde düzeltilmesi gereken yönleri tespit edip konuşmaları gerekirken, kimin haklı kimin haksız olduğu davalarını görüyorlar. Yapılan konuşmalar karşı tarafı suçlama niteliğini taşıdığından bir türlü sorunlarını çözemiyorlar. 

Kimi bayanların aile sorunlarını konuştuğumuzda “Ben asla bildiklerimden şaşmam. Eşim değişsin, ben değişmem” diyor. Hâlbuki Müslüman bir kadın, Allah Resulü’nün “Eşler bir elmanın iki yarısı gibi birbirlerini tamamlarlar” sözünü hatırlayıp üste çıkma ve eksikleri listeleme yerine onarıcı ve eşinin eksiklerini tamamlayıcı olmaya çalışmalıdır. Ailenin ana direği kadın olduğu için, öncelikle kendisi değişmedikçe kocasının asla değişmeyeceğini kabul etmeli ve buna kesin olarak inanmalıdır. Kendisi değişmediği taktirde evde sevgi ve muhabbetin asla olmayacağını; huzurun ancak bir hayalden ibaret kalacağını kabul etmelidir. 

Değişimi isteyip de bir türlü başlangıç yapamayan, bu konuda kendisine güvenemeyenler kendilerine Allah’ı referans almalı ve yardımı O’ndan istemelidirler. Allah Resulü (sav)’nün; “Bekârın dini yarımdır” sözünü hatırlayıp eşine “Ben seninle evlenmeden önce benim dinim yarımdı. Seninle evlendim tamam oldu” gözüyle bakmalı; aslında kendisine huzur kaynağı olacak olan ve noksan olan dinini tamamlayan evliliğinin, sırf aile hayatlarına giren yanlışlardan dolayı harabeye dönmesine izin vermemelidir. 

Birçok aile sorununun ana kaynağı, kadının kocasının yanlış yaptığını görünce acele müdahale edip dilini tutmaması veya tavır almasıdır. Bunu ahlak haline getiren kadınlar kocalarını daha fazla yanlışa itip, aile hayatında onarılması güç yaralar açıyorlar. Hâlbuki akıllı kadın, yanlışın üzerine gitme yerine onu nasıl düzelteceği konusunda yeni stratejiler geliştiren kadındır. Rabbimiz insanların en şerlilerini aklını kullanmayanlar olarak tanımlıyor. İnsanın zekâsı, tefekkür ettiği zaman sorunlarının kaynağını tespit edip, çözüm üretebilecek kabiliyette yaratılmıştır. Yeter ki çözüm amaçlı tefekkür etsin… 

Üstelik eğer eşimizde hemen sinirlenme, aşırı tepkiler verme ve azarlama gibi durumlar varsa çok kolay kul hakkına giriyor demektir. Haklının haksızın hesabını yapmak yerine ona ilaç olacak formüller üretmeye çalışmalıyız. Lafın altında kalmamayı düşünmek yerine “Ben onu kul hakkına girmekten nasıl kurtarabilirim” diye düşünüp buna dair hesaplar yapmalıyız. 

Allah Resulü (sav); “Kötülüğü yapan kadar kötülüğe teşvik eden de aynı günaha ortaktır” buyurmuşlardır. Bir kadın, kocasının zafiyetlerinin üzerine gidiyorsa bu davranışlarına bir çeki düzen vermelidir. 

Eğer “Biz ailece düzelmeye, onarılmaya nereden ve nasıl başlayacağız?” diyorsanız; 

Öncelikle işe kendimizden başlamalıyız… Eğer nefsimize gücümüz yetmiyorsa sahibimiz olan Allah’tan yardım isteyelim! 

“Beni bir kan pıhtısından yaratan, güç ve kudretin tek sahibi olan Rabbim! Yanlışlarımın farkındayım, değişmek istiyorum, fakat benim gücüm kendimi düzeltmeye yetmiyor. Beni nefsimin eline terk etme. Bana ahlakıma yerleşmiş olan yanlışlarımı düzeltecek bir irade ver” şeklinde dualar edelim! 

İkinci kademede ise eşimizin yanlışlarını düzeltme noktasında, nasıl bir ilaç üreteceğimiz konusu üzerine kafa yoralım. Eşimizi düzeltme yolunda şu hususlara dikkat edelim: 

Onu eğer gerçekten düzeltmek istiyorsak; ne kadar yanlış yaparsa yapsın öncelikle tavır almayıp, kendisini bizim yanımızda iyi ve güvende hissetmesini sağlamalıyız. Asıl sabır da budur zaten! Sabır, sesli veya sessiz intikam almamak ve onarmasını bilmektir... 

Müsait bir zamanı kollayıp, samimi bir şekilde eşimizden yana olan sıkıntıları ve bunun aile hayatımıza, çocuklarımıza olan etkilerini konuşmalıyız. Değişim için acele etmemeliyiz. Anneler süt çocuklarını bile yavaş yavaş sütten kesip, kademe kademe yemeğe alıştırırlar. Hayata girmiş olan yanlışlar da kademe kademe düzeltilmelidir… 

Hem anne hem de bir eş olarak, ailemize pozitif enerji yüklemeliyiz. Eşimizi tebessümle karşılamak, eve girince yer göstermek, giderken ayakkabısını düzeltmek, onun sevdiği bir yemeği yapınca “Bu yemeği sen sevdiğin için yaptım, beğendin mi?” diyebilmek, eve geç kalınca onun için ne kadar endişelendiğimizi dile getirmek, dua ile yolcu etmek ona pozitif enerji yükleyecek; bu da huzura ve bize değer vermesine dönüşecektir... Aslında hiç de zor olmayan bu davranışları yapınca ne elimiz aşınır, ne de dilimiz. Bunlar ruhu doyuran, ailede huzura kaynaklık yapan davranışlardır. Eşimizin ruhunu nezakete aç bırakmayalım... 

Yine çocuğumuzu okula yollarken onu öpmek ve dua etmek, okuldan gelince “hoş geldin” demek ona pozitif enerji verecektir. Bu da onda başarıya, özgüvene, bize karşı güven, saygı ve nezakete dönüşecektir. Eşimiz ve çocuklarımızı nezaketten mahrum etmeyelim! Evlere TV girdiğinden beri insanlar nezaketi bırakıp, hep kendilerini hoşnut etme yarışına girdiler. Bireysel hazlarının peşinde koşar oldular. Müslüman kadın uyanık olmalı ve ailesine giren yanlışları onarırken; başka ailelerin düzelmesine de yardımcı olmalıdır. 

Evlilik hayatına girmiş olan yanlışlar Allah’ın kitabı ve Allah Resulü (sav)’nün hadisleri baz alınarak düzeltilmelidir. Tüm çözümler Allah ve Resulündedir. Kur’an; “Aranızda bir çekişme olduğunda onu Allah ve Resulüne götürün” buyurmaktadır… 

Mutlu ve huzurlu bir aile olmanız temennisi ile… 

  

Yorumlar